KARACİĞER HASTALIKLARI HAKKINDA BİLGİLER

KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİ

KCFT: Günlük hayatımızda rutin labratuvar tetkikleri esnasında istenen bazı karaciğer fonksiyon testleri ve böbrek fonksiyon testleri hakkında hastalara aydınlatıcı bilgileri bu alanda bulabilirsiniz.

AST (SGOT):
Normal değerler: 10-34 U/L
Özellikle karaciğer başta olmak üzere, pankreas, kas dokusu ve pek çok hücrede, hücre içi olarak yer alan bir enzimdir. Karaciğer hastalıklarına belirgin olmak üzere , bazı kalp hastalıklarında, travmalar sonrasında yükselebilen bir enzimdir.Bununla birlikte böbrek yetmezliği ve B vitamini eksikliklerinde düzeyi azalabilir

ALBUMİN:
Normal Değerler: 3,8-5,4 g/dl
Albumin; Karaciğer tarafından sentezlenen ve pek çok iyon, metabolit, ilaçları bağlayan bir proteindir. Karaciğer sirozu, malnutrisyon dediğimiz bir tür beslenme bozuklukları , kanser hastaları gibi pek çok hastalıkta albümin değeri düşer.
ALKALEN FOSFATAZ:
Normal Değerler: : 30-90 U/L(çocuklarda bu değer 300e kadar çıkabilir)
Vücuttaki alkalen fosfatazın büyük bir kısmı osteoblastlar tarafından oluşturulur. Karaciğer ,pankreas hastalıklarında, safra yollarının taş ile tıkanmasında Paratiroid bezin fazla çalıştığı durumlarda, bazı kemik hastalıklarında değerleri yükselebilir

ALT (SGPT):
Normal değerler:9-43 U/L
Siroz, akut hepatit gibi karaciğer hastalıkları, kalp krizleri, kullanılan bazı ilaçlara bağlı kan değeri yükselebilir.

AMİLAZ:
Normal değerler: <82 U/L
Başlıca üretim yeri pankreas olması sebebiyle özellikle akut pankreatit, kronik pankreatit, kolesistit gibi rahatsızlıklarda kan değeri yükselir. Ayrıca ülsere bağlı perforasyon(delinme) safra kesesi taşlarında da değeri yükselebilir.

BİLİRUBİNLER:
Normal Değerler: Total Bilirubin: <1,0mg/dl
Direkt Bilirubin: <0,25mg/dl
Bilirübin kandaki eritrosit(kırmızı küre) lerin parçalanması sonucu ortaya çıkar. Bazı metabolik hastalıklar, karaciğer hastalıkları, safra yolları hastalıkları, yada kan kırmızı kürelerin vücutta hızlı yıkılmalarını takiben kanda değerleri yükselebilir.

GGT (GAMAGLUTAMİLTRANSFERAZ):
Normal değerler: 11-43 mg/dl
Karaciğer hastalıklarında ve özellikle alkole bağlı karaciğer hastalıklarında daha değerli bir enzimdir. Ayrıca safra kesesi taşı, bu taşa bağlı safra yolları tıkanıklığı, pankreas hastalıklarında da kan değeri yükselir..

ÜRE :
Normal değerler:10-50 mg/dl
İnsan vücudunda metabolizma sonrası karaciğerde oluşan azotun yaklaşık %95’i böbreklerden atılır. Atılan azotun çok büyük bir kısmını ise üre meydana getirir(yaklaşık%80) .Doğal olarak böbrek fonksiyonlarındaki bozulma durumunda ürenin kan değeri yükselir.
ÜRİK ASİT:
Normal değerler:3,4-7,0 mg/dl
Üretilen ürik asitin ¼ ü sindirim sistemi kalan ¾ lük kısmı ise böbrekler yoluyla atılır. Gut hastalığı bazı metabolik hastalıklar, kan yıkımı ile birlikte giden anemiler, bazı malign(kanser) hastalıklarda kan değeri yükselebilir.
KREATİNİN:
Normaldeğerler:0,7-1,5mg/dl
Glomerüler filtrasyon hızı dediğimiz böbreğin süzme hızını değerlendirmede kullanılan bir değerdir. Böbreğin çalışması hakkında bize bilgi verir. Böbrek hastalıkları ve yetmezliklerinde, enfeksiyon ve sıvı kayıplarında, böbrek sonrası üriner sistem tıkanıklıklarında kan değeri yükselir.

KARACİĞER KANSERİ
Karaciğerin en çok görülen primer kanseri hepatosellüler karsinom olup, en sık görülen malign tümörlerden biridir. Hepatit B ve hepatit C ile ilişkili olarak asya ve afrikada insidans artmıştır. Ayrıca, başta siroz olmak üzere aflatoxine maruz kalmak, metabolik hastalıklar, nitritler, hidrokarbonlar ve organik çözücüler de etyolojide hızlandırıcı etmenlerdir. Sirotik karaciğeri olan hastalarda kanser genellikle 50-60 yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
Çoğu hastada semptomlar kanserin ileri derecede büyümesi ile ortaya çıktığından, tanı da geç konmaktadır. Semptomlar üst karın ağrısı, abdominal kitle, kilo kaybı, ascites, iştahsızlık ve portal hipertansiyon bulgularıdır. Büyük safra yollarına bası ile tıkanma sarılığı bulguları ve hipoglisemi, hiperkalsemi, hipertrofik pulmoner osteoartropati gibi paraneoplastik bulgular olabilir.
Hastaların çoğunda Alfa fötoprotein seviyeleri yükselmiştir. Tanıda USG, CT, MR ve anjiografi kullanılır.

Halen en iyi tedavisi, eğer mümkün ise, tam cerrahi rezeksiyondur. Ancak çoğu hasta tanı konduğu anda tam cerrahi rezeksiyon şansını kaybetmiştir. Uygun vakalarda hem postoperatif nüksü hem de postoperatif karaciğer yetmezliğini azaltmak için karaciğer transplantasyonu uygulanabilir. Bunun yanında kanser hücrelerini hasara uğratacak kriocerrahi, radyofrekans ablasyon, perkütan alkol enjeksiyonu gibi metodlar da vardır. Tam cerrahi rezeksiyonu mümkün olmayan vakalarda anjiografi ile karaciğer kanserinin bulunduğu karaciğer kısmının damarının tıkanarak kanserli dokunun kan akımının durdurulması işlemi uygulanabilir.

KARACİĞER METASTATİK TÜMÖRLERİ:
Karaciğerin kötü huylu tümörleri arasında en sık rastlanılanıdır. Kanserden ölen hastalarının yarıya yakınında karaciğerde metastaz bulunduğu tespit edilmiştir. Karaciğer metastazı olan hastalarda karın ağrısı, sarılık, kilo kaybı, yorgunluk, karaciğer enzimlerinin yükselmesi görülebilir. Karaciğer enzimlerinden özellikle ALP ve AST yüksekliği dikkat çekmekle birlikte tanıda en önemli yöntem kontrastlı BT (Bilgisayarlı Tomografi) dır. Karaciğerdeki metastatik tümörün tedavisinde tümörün çıkarılması, radyoterapi, tümörü besleyen arterin kapatılması gibi pek çok farklı tedavi yaklaşımı mevcuttur. Tedavide izlenecek yol primer tümörün türü, tümörün yerleşimi, hastanın durumu gibi pek çok kriterin, kapsamlı bilgi ve tecrübeye sahip cerrahi bir ekip tarafından değerlendirilmesiyle belirlenir.

KARACİĞER HEMANJİOMU:
Hemanjiomlar iç organlar arasında en sık karaciğerde bulunur. Karaciğerin en sık rastlanan nodülü olup, kadınlarda 5 kat daha sık rastlanır. Genellikle 50mm altında olup, bulgu vermez. Çoğunlukla MRI, Tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile tesadüfen saptanır. Boyutları büyük dahi olsa hastada bulgu vermeyebilir. Tanısı Ultrasonografi, Tomografi, MR ve Sintigrafi ile konulur. Hemangiom tespit edilen hastalarda yaklaşım hastanın düzenli aralıklarla takibidir. Boyutları büyük dahi olsa hastada bulgu oluşturmayan, hızlı büyüme tespit edilmeyen, travma riski taşımayan hemanjiomlarda düzenli aralıklarla takip önerilebilir. Nadiren gerekmekle beraber, tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

HEPATİK ENSEFALOPATİ:

Belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda başka bir sebeple açıklanamayan nörolojik ve psikiatrik bulguları içeren ve henüz sebebi tam olarak açıklanamamış klinik bir tanıdır. Akut karaciğer yetmezliği, siroz ve porto-sistemik şantlı hastalarda görülür.
Hepatik Ensefalopati üç gurupta değerlendirilir
*Akut karaciğer hastalarında ani olarak gelişen ve karaciğer hücre yetersizliğine bağlı Hepatik Ensefalopati
*Belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu olmaksızın gelişen ve daha hafif seyreden porto-sistemik şantlı hastalardaki Hepatik Ensefalopati.
*Kronik karaciğer hastalığı ve sirozu olan hastalarda gelişen Hepatik Ensefalopati.

Kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda gelişen Hepatik Ensefalopati klinikte en sık rastlanan gruptur ve hastalığın klinik seyrine göre akut, kronik ve subklinik Hepatik Ensefalopati paternleri vardır. Hastalığın oluş mekanizması tam olarak aydınlatılamamakla beraber asıl problem karaciğer fonksiyon bozukluğu olarak kabul edilmektedir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu sonucu özellikle amonyağın vücuttan uzaklaştırılmasındaki aksama en çok üzerinde durulan faktördür. Amonyağın beynin enerji metabolizmasını etkilediği, nörotransmitterler üzerine etkisi ile beyinde sinir ileti ve uyarılabilirliğini etkilediği bilinmektedir. Ayrıca kan-beyin bariyerindeki değişiklikler, metabolik değişiklikler, manganez seviyesindeki artış Hepatik Ensefalopati hastalarında nedene yönelik dikkati çeken diğer hususlardır. Sindirim sistemi kanamaları, infeksiyon, hastanın genel bakımının kötü olması, kullandığı ilaçlar da Hepatik Ensefalopati gelişimini kolaylaştırmaktadır.

HEPATİTLER: Detaylı bilgi için tıklayınız…

KARACİĞER KİST HİDATİK (Echinokokkozis):
Kist Hidatiğinin etkeni Ekinokokkus granulosus denen parazitdir. En sık karaciğere ve karaciğerin de en sık sağ lobuna yerleşir. Etken zamanla karaciğer içerisinde içi sıvı dolu bir kist oluşturur ve büyümeye devam eder. Bu kist içerisindeki sıvıda, kistin patlaması durumunda ulaştığı her yerde yeni kistler oluşturabilen ‘kız kistler’ vardır. Kistler karın içine, safra yollarına, göğüs boşluğuna açılabilirler. Basit kistler genellikle bulgu vermez, bulgu verdiğinde ise en sık şikayet karın ağrısıdır. Kist infekte olduğunda, karın içine, göğüs boşluğuna, safra kanallarına açıldığında yada diğer organlara bası yaptığında karın ağrısına ek olarak ateş, sarılık, titreme gibi bulgulardan, şok dediğimiz hayatı tehdit eden durumlara kadar değişen sonuçlar doğurur. İndirekt hemaglütinasyon testi tanıda kullanılan değerli bir testtir. Direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, Ultrasonografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri de tanı ve takipte kullanılır. Hastalara öncelikle ilaç tedavisi başlansa da, çoğu hastada ilaç tedavisine yanıt olmadığından, tedavi cerrahidir. Cerrahi olarak seçilecek yöntem hastanın durumuna ve kistin özelliğine bağlı olarak belirlenir. Cerrahi tedavinin prensipleri kistin inaktivasyonu, üremesini sağlayan zarın tam olarak çıkarılması ve kist boşluğunun çeşitli metodlarla kapatılmasını içerir. Son yıllarda, bazı seçilmiş ve uygun vakalarda, görüntüleme yöntemleri eşliğinde ciltten sokulan bir iğne yardımıyla kistin boşaltılması ve içine alkol injeksiyonu ile de başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Prof. Dr. Fatih AĞALAR
Genel Cerrahi Uzmanı